






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Uluslararası Sosyal Medya ve İletişim Araştırmaları Dergisi, Yıl 2025 Sayı 11</title>
    <link>https://smacjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3854</link>
    <description>Uluslararası Sosyal Medya ve İletişim Araştırmaları Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>SOSYAL PAZARLAMA KAMPANYALARINDA SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ KULLANIMININ ÖNEMİ: SURDURULEBILIRBIRDUNYA1 INSTAGRAM HESABININ METRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88675</guid>
      <author>Kenan DemirciSüleyman İlaslan ,Beris Artan Özoran ,M. Ferhat Sönmez ,Deniz Özer Alper </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sürdürülebilirlik oldukça geniş bir kavramdır. Bir diğer anlatımla sürdürülebilirlik kavramı kurumlardan, bireylere toplumu oluşturan tüm aktörleri sürece dahil eden bir üst kavram niteliğindedir. Bu sebeplerle kavramın toplumun her kesimiyle kurduğu iletişim hayati bir önem arz etmektedir. Bu durum sürdürülebilirlik iletişimi kavramının doğmasına yol açmıştır. Sürdürülebilirlik iletişimi kavramı sürdürülebilirlik konusunda tüm aktörlerin birbirleriyle ve toplumla kurdukları iletişimi kapsayan bir niteliktedir. Sürdürülebilirlik kavramının ekonomiden, toplumsal yaşama ve çevreye her alanda etkin bir kavram olduğu düşünüldüğünde, sürdürülebilirlik iletişiminin de tüm bu alanlarda etkin olduğu görülebilecektir. Ancak özellikle son yıllarda çevresel sürdürülebilirlik kavramı büyük bir önem kazanmış ve toplumun genelinde ciddi bir duyarlılık ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda sürdürülebilirlik iletişimi çalışmaları da, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına daha çok yoğunlaşmış ve bu amacın gerçekleştirilmesinde önemli bir rol üstlenmeye başlamıştır. Bu çalışmaların temel uğraklarından biri sosyal pazarlama kampanyaları yoluyla bireylerde çevresel davranışın oluşturulmasıdır. Sosyal pazarlama kampanyalarının kullandığı temel araçlardan biri ise sosyal medya platformlarıdır. Bu çalışma ise, üniversite öğrencilerinde çevresel davranışı geliştirmeyi amaçlayan “Ben de Varım” isimli bir sosyal pazarlama kampanyası çerçevesinde Instagram Sosyal Medya Platformunda açılan surdurulebilirbirdunya1 isimli hesabın, kullanıcı metriklerini nicel olarak analiz etmeye odaklanmaktadır. Böylece çevresel davranışı geliştirmeyi amaçlayan sosyal pazarlama kampanyalarında takipçilerin demografik özellikleri, hangi içeriklerin daha çok etkileşime yol açtığı, temel kullanıcı trendleri konuları analiz edilmektedir. Çalışma sonusunda Instagram’ın özellikle genç takipçiler tarafından yoğun etkileşim alan bir platform olduğu ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMPARATORLUKTAN NAZİ ALMANYA’SINA AVUSTURYA SİNEMASI: 1945 ÖNCESİ DÖNEM</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87824</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87824</guid>
      <author>Celal HAYIR</author>
      <description>&lt;p style="margin: 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Avusturya sineması, 20. yüzyılın hemen başından itibaren Avrupa sinema tarihinde kendine özgü bir yer edinmeye çalışmıştır. Farklı dönemlerde değişen politik ve siyasal atmosfer, ekonomik koşullar ve kültürel dinamikler sinema üretimini doğrudan etkilemiştir. 1908 yılında çekilen ilk kurmaca filmle başlayan süreç, Avusturya'nın kültürel ve sanatsal kimliğini sinema aracılığıyla ifade etme çabasını ortaya koymaktadır. Sessiz sinema döneminde, özellikle Viyana çevresinde gelişen prodüksiyonlar hem yerel hem de uluslararası izleyicilere hitap etmeyi başarmıştır. 1929'da ilk sesli filmin gelmesiyle birlikte Avusturya sineması teknolojik olarak da modernleşme sürecine girmiştir. Ancak, Avusturya’nın 1938'de Nazi Almanya’sı tarafından ilhak edilmesiyle sinema üretim süreçleri ciddi bir ideolojik denetim altına alınmış ve sinema daha çok bir propaganda aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde birçok yönetmen ya ülkeyi terk etmiş ya da sansür koşulları altında çalışmak zorunda bırakılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;"&gt;Bu makalede, Avusturya sinemasının sanatsal gelişimi tarihsel bir perspektif doğrultusunda incelenmektedir. İmparatorluktan Nazi faşizmine uzanan süreçte, dönemin politik, siyasal ve toplumsal olaylarının sinema sektörü üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada, başlangıçtan 1945 yılına kadar olan dönemde öne çıkan belirli film örneklerine, önemli yönetmen ve oyunculara, sinemanın Avusturya’da sanat ve endüstri boyutundaki gelişimine de kısaca değinilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MEDYASINDA KADIN HABERLERİNİN “ŞİDDET” “EĞİTİM” VE “TOPLUMSAL CİNSİYET” BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ: MİLLİYET-YENİ AKİT KADIN HABERLERİ ELEŞTİREL SÖYLEM ANALİZİ</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86632</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86632</guid>
      <author>Emine ĶILIÇASLAN Elif SEZGİN   ,Ece Sezer  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, Türkiye’de kadınların medyada temsiline ilişkin söylemleri “şiddet”, “eğitim” ve “Toplumsal Cinsiyet” temaları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Milliyet ve Yeni Akit gazetelerinde yayımlanan kadın haberleri, toplumsal cinsiyet perspektifiyle ve eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada, medyada kadına yönelik şiddetin nasıl sunulduğu ve kadının eğitime erişimine ilişkin temsillerin hangi toplumsal cinsiyet normları üzerinden kurgulandığı sorgulanmıştır. Milliyet ve Yeni Akit gazetelerinde yer alan kadın haberleri, söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Haberlerin kurgusunda kadınların nasıl konumlandırıldığı, hangi dilsel stratejilerin kullanıldığı ve hangi toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretildiği araştırılmıştır. Medya haberleri, şiddetin ve yoksulluğun haberleştirilme biçimlerinde toplumsal cinsiyet kalıplarının nasıl yeniden üretildiğini ortaya koymaktadır. Türkiye’de yayın yapan iki ulusal gazete &amp;mdash; &lt;em&gt;Milliyet&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Yeni Akit&lt;/em&gt; &amp;mdash; aracılığıyla kadın haberlerinin “şiddet” ve “eğitim” temaları etrafında nasıl yapılandırıldığı toplumsal cinsiyet bağlamında çözümlenmiştir. Seçilen gazeteler, temsil ettikleri ideolojik yaklaşımlar bakımından Türkiye medya sahasının merkez ve muhafazakâr uçlarını temsil ettiği için seçilmiştir. Çalışma, eleştirel söylem analizine, Fairclough ve Van Dijk’in kuramsal yaklaşımlarına dayanarak, haber metinlerinin yalnızca içerik düzeyinde değil, aynı zamanda söylem ve ideoloji düzeyinde de çözümlenmesini hedeflemektedir. Medya metinlerinde dilin nasıl toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında kullanıldığını göstermek açısından -Milliyet ve Yeni Akit Gazeteleri- seçilmiştir. Her iki gazete 01 Mart -30 Mayıs 2025 tarihleri arasında üç aylık süreçte incelenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YAPAY ZEKA INFLUENCERLARININ DEZENFORMASYONA ETKİSİ: GÜZELLİK ALGISI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87472</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87472</guid>
      <author>Şule EGEMENCavit YAVUZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, Türkiye’de yapay zeka destekli sanal influencer’ların Instagram platformu üzerinden güzellik algısı bağlamında dezenformasyona etkisini incelemeyi amaçlamaktadır&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;. Bu dijital karakterler, sadece birer pazarlama aracı olmanın ötesinde, gerçek ve kurgu arasındaki sınırları belirsizleştirerek toplumun güzellik standartlarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşımaktadır. Bu çalışmada &lt;/span&gt;yapay zeka ile oluşturulan ve gerçek insanlara benzeyen dijital karakterlerin, idealize edilmiş beden ve yüz estetiğiyle kullanıcılar üzerinde nasıl bir algı oluşturduğu analiz edilmektedir. Çalışmada yapay zeka, dezenformasyon ve influencer kavramları hakkında literatür taraması yapılmış olup; yapay zeka ile oluşturulmuş sanal influencer’ların özellikle güzellik normları üzerinden bireyleri nasıl etkilediği içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmektedir. Instagram’daki paylaşımlar aracılığıyla sunulan filtrelenmiş ya da yapay görsellerin, estetik algılarını nasıl yönlendirdiği ve bu durumun dijital dezenformasyon bağlamındaki yeri çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular, yapay zeka destekli influencer’ların içerik üretim biçimlerinin, sosyal medya kullanıcılarının algılarını yönlendirme gücüne sahip olduğunu ve bu durumun dezenformasyonun yayılmasında önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, dijital çağda güzellik normlarının dönüşümünü ve yapay zeka temelli içeriklerin bilgi doğruluğu üzerindeki etkilerini sorgulamak açısından önemli katkılar sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYALOGSAL HALKLA İLİŞKİLER PERSPEKTİFİNDEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN SOSYAL MEDYA STRATEJİLERİ</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88842</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88842</guid>
      <author>Selcan GÖKİHSAN TÜRKAL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Halkla ilişkiler uygulamalarında öne çıkan yaklaşım, örgütler ile paydaşları arasında karşılıklı anlayış, güven ve desteğe dayalı diyalog geliştirmektir. Sosyal medya, örgütlere bu diyaloğu yürütme imkânı sunan etkileşim odaklı bir iletişim ortamı sağlayarak bilginin dolaşımını hızlandırmakta, katılımı teşvik etmekte ve kullanıcı geri bildirimlerini görünür hâle getirmektedir. Bu çalışma, Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesinin X platformu üzerindeki sosyal medya kullanımını, diyaloğa dayalı halkla ilişkiler perspektifinden sistematik biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, belediyelerin sosyal medya araçlarını Kent ve Taylor’ın ortaya koyduğu diyalogsal ilkeler doğrultusunda ne ölçüde kullandıkları; buna ek olarak etkileşim biçimleri, yanıt verme davranışları, hesapların güncelliği, iletişim sürekliliği ve içerik çeşitliliği içerik analizi yöntemiyle ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, belediyelerin sosyal medyanın diyalog kurma potansiyelini tam olarak değerlendiremediklerini, uygulamaların çoğunlukla duyuru ağırlıklı olduğunu ve çift yönlü iletişimin sınırlı kaldığını göstermektedir. Bu sonuçlar, yerel yönetimlerin dijital iletişim stratejilerini katılımı güçlendirecek biçimde yeniden yapılandırma gerekliliğine işaret etmektedir. Ayrıca çalışma, belediyelerin sosyal medya yönetiminde profesyonel ekiplerin rolünün önemini vurgulamakta ve iletişim birimlerinin kapasitesinin artırılmasının diyalog odaklı yaklaşıma katkı sağlayacağını göstermektedir. Bunun yanında, kullanıcı beklentilerini merkeze alan daha esnek ve kapsayıcı iletişim uygulamalarının yerel yönetimlerin çevrimiçi görünürlüğünü olumlu yönde etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Son olarak, belediyelerin veriye dayalı içerik stratejileri geliştirmesi ve düzenli performans analizleri yapması, sürdürülebilir bir dijital iletişim anlayışının yerleşmesine katkı sunacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YERLİ DİZİLERDE MODERN KADIN İLE MAKBUL (GELENEKSEL) KADIN ARASINDA SIKIŞMAK: YARGI DİZİSİNDE CEYLİN VE AYLİN ÜZERİNDEN TOPLUMSAL CİNSİYET KODLARININ ANALİZİ</title>
      <link>https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88244</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smacjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88244</guid>
      <author>Betül ÇetinNeslihan Elagöz  ,Zeynep Benan Dondurucu  </author>
      <description>&lt;p class="Default" style="margin-bottom: 14.4pt; mso-margin-bottom-alt: 1.2gd; mso-margin-top-alt: 0gd; mso-add-space: auto; mso-para-margin-bottom: 1.2gd; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;"&gt;Ana akım medya, egemen ideolojilerin yeniden üretildiği başlıca alanlardan biridir. Sinema ve televizyon gibi görsel-işitsel mecralar, bu ideolojik söylemlerin topluma aktarılmasında merkezi bir rol oynamaktadır. Dizi filmler ise toplumsal cinsiyet kodlarının anlatılarla izleyiciye ulaştığı yaygın medya ürünlerindendir. Bu çalışma, Yargı dizisindeki Ceylin ve Aylin karakterleri üzerinden toplumsal cinsiyet kodlarının nasıl üretildiğini ve sunulduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Dizideki toplumsal cinsiyet normlarının sahnelenme ve izleyiciye sunulma biçimi, eleştirel metin analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Butler’ın toplumsal cinsiyetin performatif doğasına dair yaklaşımı çerçevesinde, karakterlerin cinsiyet kimliklerinin nasıl inşa edildiği ve kadınlık normlarının nasıl yeniden üretildiği ele alınmıştır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; color: windowtext; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;(Butler 1990, 33)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;"&gt;. Karakterlerin söylem ve davranışları analiz edilmiştir. Bu çözümleme, modern kadın ve makbul kadın kimliklerinin karşıt ve tamamlayıcı biçimlerde nasıl temsil edildiğini göstermekte; dizinin toplumsal cinsiyet kodlarını izleyiciye aktarım biçimini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, dizilerin toplumsal cinsiyet normlarını yeniden üretme süreçlerini anlamak ve medya aracılığıyla kadın kimliklerinin şekillenişini incelemek açısından önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-12-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


